Bir Eşiğin Anatomisi, 210×300 mm dokulu sulu boya kağıdı üzerine akrilik boya, 2026, Merve Turun
I. Eşiği Fark Etmeden Önce
II. Kendine Açılan Kapı
III. Hazır Olmanın Ağırlığı
IV. Eşiğin Ardındaki Manzara
“En karanlık yerler, ahlaki kriz zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.” — Dante Alighieri, İlahi Komedya (İnferno’dan bir yankı) Bu seri, tarafsız kalmanın artık mümkün olmadığı bir kentin içinden konuşur. Biz bu şehrin sokaklarında büyüdük. Parklarında oturduk, duraklarında bekledik, gecelerinde yürüdük. Ama bu kent hakkında kararlar alınırken, adımız çoğu zaman yalnızca bir satır aralığıydı.
Bir yaş grubu.
Bir yüzde.
Bir “gençler” başlığı.
Oysa Dante’nin cehenneminde bile bir düzen vardı.
Bizimkinde ise belirsizlik var.
Kapılar var ama nereye açıldıkları belli değil.
Aralanmış gibi duran ama ardında yine bizi bekleyen kapılar.
Bu seri, o kapıların önünde durup içeri girmeyi talep eden bir ses değil; içeri
zaten ait olduğunu hatırlatan bir bakıştır.Distopyalar bize hep şunu söyledi:
Gelecek, bir gün aniden gelmez.
Yavaş yavaş alışılır.
İlk başta sorular sorulmaz, sonra sorular anlamsızlaşır, en sonunda da soranlar
görünmez olur.
Bu resimler, görünmez olmayı reddeder.
Her yüz tekrar eder çünkü bu tek bir hikâye değildir.
Bu, kolektif bir gençliğin bölünmüş bilincidir.
Bir parçası hâlâ hatırlamaya çalışır:
“Gökyüzü hep böyle miydi?”
Bir parçası sorar:
“Gerçekten hazır mıyız, yoksa hazır olmamız mı bekleniyor?”
Bir parçası ise şunu fark eder:
Bu dünya artık eskisi gibi değil ve belki de hiç olmamalıydı.
Dante cehennemin kapısına şu cümleyi yazdırır:
“İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu. ”
Biz bu cümleyi tersine çeviriyoruz.
Bu seri, umudu romantik bir teselli olarak değil; politik bir ısrar olarak ele alır.
Umut, masaya davet edilmeyi beklemek değildir.
Umut, masanın etrafında dolaşıp “Buradayım” demektir.
Çünkü şehirler yalnızca binalardan değil, susturulmuş sorulardan da inşa edilir.
Ve biz, artık suskunluğun estetik bir tercih olmadığını biliyoruz.
Bu seri şunu sormaktadır:Kapının ardında ne var?
Ve daha önemlisi:
Bu kentin geleceği konuşulurken, sen neredesin?

