Bu çalışma, dijital kanaviçe formunu bir arayüz olarak kullanarak geleneksel üretim pratikleri ile dijital estetik arasında dolayısıyla geçmiş ile gelecek arasında görsel ve düşünsel bir köprü kurmayı amaçlar.
“Pikselleşmeyen ses” kavramından hareketle şekillenen eser bireyin kentteki varlığını, taleplerini ve söz hakkını görünür kılma çabasıdır. Eserde kullanılan kanaviçe formu yalnızca bir teknik değil, kuşaklar arası aktarımı ve toplumsal hafızayı temsil eden bir geçiş alanıdır. Merkeze yerleşen sandalye bireyin kamusal alanda kendine yer açma mücadelesini simgelerken, onu çevreleyen sarmaşıklar kentin biriken hafızasını ve köklenmesini arzuladığımız özgür düşüncelerin büyüme potansiyelini betimler. Kompozisyonun alt kısmında yer alan kırmızı ayakkabılar, Oz Büyücüsü’ndeki “eve dönüş” ve bireysel gücün keşfi metaforuna bir selam niteliğindedir. Bu figürlere eşlik eden kuşlar ise özgürlük idealini desteklemekle birlikte doğayla kurulan ilişkiyi ve çevresel duyarlılığı temsil eder.
Eserin kalbinde yükselen “kentte sözüm var” ifadesi gençlerin karar alma süreçlerinde ve kamusal mekanlarda daha aktif, daha görünür ve daha etkili birer özne olmaları gerektiğine dair bir çağrıdır.
Bu çalışma; bireysel sesin kolektif bir dönüşüme katkı sunma potansiyelini sorgularken, her bir izleyiciyi kendi kent deneyimi ve bu deneyimdeki payı üzerine yeniden düşünmeye davet eder.


2 Comments
Dorothy
Aquia sit amet, elitr, sed diam nonum eirmod tempor invidunt labore et dolore magna aliquyam.erat, sed diam voluptua.
Kevin
Dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem voluptas odit aut fugit, sed quia consequuntur. Lorem ipsum nonum eirmod dolor.
Comments are closed.